15 Mart 2010

her gün, yeniden..

metro durağı. yıllarca beklenmiş bir sevgili. "belki başka türlü olurdu her şey" i düşünmek, hala! değer bilmemek, bilememek! acemi sevi! acemi kavgacısı henüz hayatın. bir hatanın, bir hayat kadar büyük olduğunu anlamak. yağan yağmurlar, paltosuna sarılmış bekliyor çocuk, bundan sonra en nefret ettiği şey olmuş beklemek.yıllarca bekliyor o durakta, kah geliyor, selam verip gidiyor, kah peşinde sokak sokak, kah görmezden gelinmiş, utanmış, küfür etmiş, sahici, büyük küfürler, küfürle yemin de o zamanlar karışmış birbirine, o zamanlar çözülmüş belki dili, içeri kıvrılmış dil, içeri!
aksaray ordan. yeni çıkılmış yolculuğa, keşif gezileri henüz. ter dökülmüş bir yaz, emek öğrenilmiş, üzerine öğle vakti içilmiş iki üç bira, onurla. iranlı ayakkabı işçileri, ürkekçe girilmiş bir bekar evi, çıkarken adam olmuş iki çocuk! tüttürülmüş iran sigaraları, kavun, karpuz, koca koca adamlarla koca koca adamlar olmak. "yani ki benim abim" korkarak öğrenmek cesareti. hiç tanımadığın bir öğle vakti, hiç tanımadığın adamlarla, hiç tanımadığın alkolle, hiç tanımadığın bir evde, çok sonraları "hiç" e düşeceğini bilmeden, "hiç" e yürüdüğünü bilmeden, gülebilmek. on üç yaş.
"laleli'den dünyaya doğru giden bir tramvay" ı, bir ceviz ağacı olmayı gülhane parkı'nda, "sirkeci'den tren gider" diyen şairle ilk sigaralarda efkarlanmayı, bir şafak vakti gözünü galata'da açmayı, ağlamayı, ağlamayı..


ben şimdi hergün bu yolu gidiyorum iyi mi!..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder