sarı siyah bir gerdanlık, açılmıştır sandık..
balık ekmek - gecenin sessizliği - karanlık birkaç adam - kapıdaki midyeciden midye isterler, getirir midyeci - süzer adamları - süzer adamlar midyeciyi - midyeci arkasını döner - tam çıkacakken birden geri..
midyecinin dönüşünde üç el silah sesi bulan ben!
set öncesi birkaç saat uyku çabası, rüyada sürekli uyanmaya çalışmak ama gözlerini açamamak, yatağın başına gelen bir adam, yorgunluktan bir türlü açılamayan gözler, inatla duran adam, sonunda uyanıp kapıyı kilitlemek, sonra tekrar uyumak ve bu sefer otelin başka başka odalarında uyanıp tekrar odayı aramak rüyada, bulamamak.. ve uyuyamadan geçen 2 gecelik set!
birayı çıkarmak için vapurun kalkmasını bekliyordum. arkada iki kişiyiz, son vapur zaten, boş. vapur hareket ediyor, birbirimizi kesip durduğumuz adamla ben aynı anda çantalarımızdan biralarımızı çıkarıyoruz.. ardından camel natural çıkarıyor cebinden, ben duruyorum, sonra kibritini çıkarıyor ve yakıyor, oha diyorum. jeff deyimiyle "ne romantik adamsın lan sen?" cebimden camel natural imi çıkarıyor ve kibritle yakıyorum. sonra tanışıyoruz adamla, ve patronumun çok eski arkadaşı çıkıyor. şaşırmıyorum artık, hiçbir şeye..
hikayeler birbirine karışıyor bu arada, biri diğerinin içinde, diğeri ötekinin..
bense gittikçe dışına doğru..
"just another love story" neredeyse bir aydan fazladır film izleyemediğimi farkettim. tamam, bu ara yoğunluktan dolayı kendime vakit ayıramıyorum ama bu bahane değil, hem de ofise 40 tane film almışken, neyse, orjinal bir film, bir kez daha izlemeye değer..
adada yaşamayı düşünmek, düşünmek..
sıkılmamak, sıkılıcak zaman bulamamak.. belki de böylesi iyidir..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)