31 Mart 2010

..

"Bir Kalır yabancı yataklarda o oteller
Meydanlar heykeller sizin olmadığınız o her yer

O çok yalınç gerçekli gelip gitmeler"


turgut uyar okur gecenin biri, hatırlanan mısralarında hüzündedir,

"geyikli gece" hüzündür, "göğe bakma durağı"

hüzünlüdür şiir, nerede ne zaman kaybettik birbirimizi yine!

"Karamsar değilim, hüzünlüyüm." diye bir cümle sonra, gün ortasında, naneli ıhlamur tadında..

bazen basit cümlelerde buluyor insan kendini, yine neredeyim derken..

anlatmak güçleşiyor, güçleştikçe tıkanıyor, tıkandıkça yanlış anlamlarda soruyor kendini..

yani ki bir kavga hep sürüyor oracıkta..

sonra oturup iki bira içip "turgut uyar" diyor, "şiir sevmiş, belli dizelerinden, çok hüzünlü bir adam değil belki, çok şiirli bir adam"

gürültüsüz yaşayabilmek için bunca çaba, diyip bir bira daha içmek, sırf bu cümleyi söyleyip o bağırış çağırış hengamede..

gürültünüze soktum çıkamıyorum diyip devam etmek..

17 Mart 2010

halüsinasyonkırıklığı

hayır arkadaşım, biz egoseveriz, tunç yerini bulsun, tarih kitabı yazsın, yeter, yaşanmasa da olur.

alayanızın amına koyiyim..

evet, sizi ve sizin gibi olmaya çalışanları düşünüyorum, mütemadiyen..

15 Mart 2010

her gün, yeniden..

metro durağı. yıllarca beklenmiş bir sevgili. "belki başka türlü olurdu her şey" i düşünmek, hala! değer bilmemek, bilememek! acemi sevi! acemi kavgacısı henüz hayatın. bir hatanın, bir hayat kadar büyük olduğunu anlamak. yağan yağmurlar, paltosuna sarılmış bekliyor çocuk, bundan sonra en nefret ettiği şey olmuş beklemek.yıllarca bekliyor o durakta, kah geliyor, selam verip gidiyor, kah peşinde sokak sokak, kah görmezden gelinmiş, utanmış, küfür etmiş, sahici, büyük küfürler, küfürle yemin de o zamanlar karışmış birbirine, o zamanlar çözülmüş belki dili, içeri kıvrılmış dil, içeri!
aksaray ordan. yeni çıkılmış yolculuğa, keşif gezileri henüz. ter dökülmüş bir yaz, emek öğrenilmiş, üzerine öğle vakti içilmiş iki üç bira, onurla. iranlı ayakkabı işçileri, ürkekçe girilmiş bir bekar evi, çıkarken adam olmuş iki çocuk! tüttürülmüş iran sigaraları, kavun, karpuz, koca koca adamlarla koca koca adamlar olmak. "yani ki benim abim" korkarak öğrenmek cesareti. hiç tanımadığın bir öğle vakti, hiç tanımadığın adamlarla, hiç tanımadığın alkolle, hiç tanımadığın bir evde, çok sonraları "hiç" e düşeceğini bilmeden, "hiç" e yürüdüğünü bilmeden, gülebilmek. on üç yaş.
"laleli'den dünyaya doğru giden bir tramvay" ı, bir ceviz ağacı olmayı gülhane parkı'nda, "sirkeci'den tren gider" diyen şairle ilk sigaralarda efkarlanmayı, bir şafak vakti gözünü galata'da açmayı, ağlamayı, ağlamayı..


ben şimdi hergün bu yolu gidiyorum iyi mi!..